SUBMISSIONS

SUBMISSION DETAIL

Mehtap YÜCEL BODUR
 


Keywords:



İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HUKUKUNDA ÇALIŞAN TEMSİLCİSİ
 
İş sağlığı ve güvenliği bir “takım” işidir. Bu takım işinde işyerinde iş sağlığı güvenliği konusunda iletişimin güçlü olmasını sağlayacak en önemli unsurlardan biri çalışan temsilcisidir. Çalışan temsilcileri öneminden dolayı ILO’nun 154 sayılı Sözleşmesine de konu olmuştur. Esasında hukuk tarihimizde bu konu yeni değildir, 3008 sayılı İş Kanunu döneminde var olan işçi temsilciliği, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili sınırlı olarak tekrar canlandırılmıştır. Ancak 6331 sayılı Kanunda pek çok tartışmalı ve eksik husus bulunmaktadır. Örneğin Kanun, çalışan temsilcisinin görevlendirilmesinin esaslarını belirlemiştir. Ancak seçim yapılamama durumunun nasıl yorumlanması gerektiğini, seçime esas alınacak çalışan sayısını belirlememiş, çalışan sayısındaki dönemsel artışların dikkate alınıp alınmayacağını göstermemiş, hangi hallerde seçim yapılmayacağını cevapsız bırakmıştır. Bu hususlardaki görüşümüz çalışmada yer almaktadır. Kanun, işyerinde yetkili sendika bulunması halinde, işyeri sendika temsilcilerinin çalışan temsilcisi olarak da görev yapacağını ifade etmektedir. Bu hükümde de bir işletme söz konusu olduğunda farklı işkoluna giren işyerlerinde çalışan temsilcisinin hangi sendikanın temsilcisi olacağı, işyerinin kamu işyeri olması durumunda yetkili işçi sendikası ve memur sendikasının da bulunması halinde temsilcilerini nasıl görevlendireceği gibi hususlarda boşluk bulunmaktadır. 6331 sayılı Kanun 20. Madde hükmüyle çalışan temsilcisine bir güvence sağlamak istemiş ancak ihlalin yaptırımını düzenlememiştir. Genel hükümlere göre sadece fesihte; kötüniyet tazminatı ya da feshin geçersizliği söz konusu olacaktır. Çalışan temsilcisinin görev süresi ya da sözleşmesinin askıda bulunduğu zamanlar hususunda da Kanunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Kanaatimizce Kanunda bu hususta bir düzenleme yapılması gerekir.

Anahtar Kelimeler: Çalışan Temsilcisi, 6331 sayılı Kanun, İş sağlığı ve güvenliği