BİLDİRİ DETAY

Mustafa GÜNAYDIN
YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARINDAKİ İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ BÖLÜM VE PROGRAM KONTENJANLARINDA YAŞANAN DEĞİŞİMLER VE İŞ KAZALARI
 
Giriş: Çalışanlara yönelik iş sağlığı ve güvenliği ile yakından ilgili bulunan üç ana unsur vardır. Bunlar, çalışanların korunması, üretim güvenliğinin sağlanması ve işletme güvenliğinin sağlanmasıdır. Bu bakımdan iş sağlığı ve güvenliğinin İLO ve WHO iş sağlığı ve güvenliği komitesine göre iş güvenliği; İşçilerin, iş kazalarına uğramalarını önlemek ve güvenliği çalışma ortamı oluşturmak için alınması gereken önlemler dizisi olarak tanımlanmaktadır. İş sağlığı ise daha çok çalışma ortamında bulunan ve işçilerin sağlığını etkileyebilecek risk faktörleri karşısında çalışanların sağlığının korunmasıdır. Yapılan bu tanımlamalardan yola çıkarak iş sağlığı ve güvenliği; çalışanın, iş yerlerinde işin yürütülmesi sırasında oluşan veya oluşabilecek tehlikelerden ve sağlığa zarar verebilecek unsurlardan korunmasını, aynı zamanda işyeri ortamının iyileştirmesini hedef alan sistemli ve bilimsel çalışmaların tümü olarak tanımlayabiliriz. Hangi işi yaparlarsa yapsınlar bütün çalışanların fizyolojik, psikolojik ve sosyal refahlarının mümkün olan en yüksek düzeye çıkarılmasını ve bu seviyede tutulmasını, çalışma koşullarından kaynaklanan sağlık sorunlarının önlenmesini, işçilerin işleriyle ilgili olup sağlığa zararlı risklerden korunmalarını, işçilerin fiziksel ve biyolojik kapasitelerine uygun mesleki ortamlarda çalıştırılmalarının sağlaması gereklidir. O halde, işin insana, insanında işe uygun hale getirilmesi iş sağlığı ve güvenliğinin temek amacını oluşturmaktadır. Amacın gerçekleştirilebilmesi için iş sağlığı ve güvenliği alanında etkin bir şekilde eğitimli ve donanımlı personele ihtiyaç vardır. Dolayısıyla iş sağlığı ve güvenliğinin yükseköğretim kurumlarında etkin bir şekilde verilmesi gerekir ve yükseköğretim kurumlarına ciddi bir sorumluluk düşmektedir. Hem kalifiye elemanın yetiştirilmesi hem ülkemize ciddi maliyet kayıpları oluşturulan alanın iyileştirip ülke ekonomimize katkısı sağlanmalıdır. Amaç: Bu çalışmada yükseköğretim kurumlarında iş sağlığı ve güvenliği alanında yaşanan gelişmeler ve değişimler incelenmiş olup değerlendirmeye tabi tutulmuşlardır. Yaşanan bu gelişim ve değişimlerin iş sağlığı ve güvenliği gibi insan odaklı bir alanın ne kadar etkin kullanıldığı ve ne kadar etkin bir eğitim verildiği saptanmaya çalışmıştır. Kapsam: yapılan bu araştırmanın evrenini Türkiye’de bulunan yükseköğretim kurumları kapsamında olan tüm üniversitelerin iş sağlığı ve güvenliği bölüm ve programları oluşturmaktadır. Yöntem: Yapılan bu çalışmada 2012 ve 2017 ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjan Kılavuzları ile Yükseköğretim Program atlasından yararlanılmıştır. Öncelikle, ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjan Kılavuzları bakılıp sonrasında da YOKATLAS incelenmiş ve bölüm ve programların doluluk oranları kesinleştirilmiştir. Bulgular: Çalışmamızda 2012 yılında 6331 iş sağlığı ve güvenliği kanununun Haziran ayında yayımlanmasıyla birlikte ülkemizde bulunan 15 Devlet ve Vakıf Üniversite kapsamında öğrenci alımları başlamıştır ve toplamda 1218 örgün ve ikinci öğretim alımı ve 50 adet uzaktan eğitim şeklinde alımlar yapılmıştır. Bu yılda (2012) ise sadece bir adet Lisans düzeyinde öğrenci alımı yapılmıştır (Vakıf Üniversitesi) ve tercih eden öğrenci sayısı 60’tır. 2017 yılına bakıldığında ise İş sağlığı ve güvenliği önlisans programlarında yaklaşık olarak 10544 (Devlet +Vakıf Üni.) arasında kontenjan istenmiş, bunların 1168’i Vakıf Üniversitesi, 3188’ uzaktan eğitim ve geri kalanı ise Devlet Üniversitesi Örgün ve İkinci öğretim şeklinde yer almıştır. Doluluk oranlarına bakıldığında ise nerdeyse tamamına yakını dolmuştur (ek kontenjan dahil). Lisans düzeyinde inceleme yapıldığında 2017 verilerine göre 7 üniversitede farklı fakültelerde bu bölüm açılmıştır ve kontenjan sayısı 393 Devlet ve 76’sı Vakıf Üniversitesi olarak belirlenmiş ve yine bu bölümün doluluk oranı %90 civarındadır. Yüksek lisans seviyesinde inceleme yapıldığında Tezli ve Tezsiz olarak iki şekilde açılmıştır. Özellikle İstanbul ilinde olan bütün üniversitelerde neredeyse hepsinde bu programlar açılmıştır. Bununla birlikte her bölgede bulunan üniversitelerde Tezsiz yüksek Lisans Programı olarak açılmıştır. Bu üniversitelerin kontenjanlarına bakıldığında ilk olarak 50-250 arasında öğrenci alımı yapılmış olup günümüze bakıldığında 500-2000 arasında öğrenci alımı yapılmakta ve kontenjanları tamamına yakını dolmuştur. Sonuç: Çalışma neticesinde 2012 yılından 2017 yılına kadar 1268’den 105441 gibi bir rakama ulaşılması acaba bu bölüm ve programın hakkı yeterince veriliyor mu? 2012 yılı SGK verilerine bakıldığında farklı alanlarda ciddi derecede iş kazaları yaşanmıştır. Örneğin verilere göre, inşaat sektöründe 9209, metal/makine sektöründe 17498, madencilik sektöründe 9919, kara ve boru hattı taşımacılığında 2549 ve tekstil ürünleri imalatında 5127 iş kazası yaşanmış ve bu yazılan sektörlerde toplam 451 ölümlü iş kazası yaşanmıştır. Fakat bu veriler sigortalı olup kayıt altına alınabilenlerdir. Bu oranlar 2014 yılında ise bahsi geçen sektörlerde yaklaşık olarak 3 kat olarak artmıştır(SGK verilerine göre). SGK tarafından yayımlanan en güncel veriler 2015 yılana ait olup yaşanan iş kazası sayısı 241.547 ve ölümlü iş kazası sayısı ise 1252’dir.2017 yılı bir ocak ve 30 Haziran arasında ise 906 işçi iş kazası geçirerek hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenler ise sadece kayıt altına alınmış ve iş kazası bildirimi yapan kişiler için geçerlidir. Fakat yapılan araştırmalarda kesinlikle bunun sayısının çok daha fazla olduğu yönündedir. O zaman şunu sorgulayabiliriz. Üniversitelerde bu kadar sayıda iş sağlığı ve güvenliği ile alakalı çok ciddi artış varken iş kazalarında aynı azalış neden yoktur? Verilen eğitimlerde mi sorun vardır? Yoksa işveren-işçi-iş güvenliği uzmanı-işyeri hekimi ve iş sağlığı ve güvenliği teknikerleri aralarında uyumsuzluk mu vardır? Veya yeteri kadar kalifiye eleman yükseköğretim kurumlarında yetişmemekte midir?

Anahtar Kelimeler: İş güvenliği, İş kazaları, İş sağlığı, Yükseköğretim kurumu



 


Keywords: