BİLDİRİ DETAY

Abdullah DEMİR
TEDBİRSİZLİK VE KADER İNANCININ İŞ KAZALARINA ETKİSİ
 
Öz: Giriş: “İş kazası” kavramı; işyerinde işçinin karşı karşıya kaldığı istenmeyen, beklenmeyen, ihmalkârlık, kusur, dikkatsizlik, kasıt ve şanssızlık sonucu meydana gelen olayları kapsamaktadır. İş kazaları açısından Türkiye, dünyada üçüncü ve Avrupa’da ise birinci sırada yer almaktadır. Bu kazalarının dört temel nedeni vardır ve “4M” kuralı olarak bilinir. Bunlar; man (insan), machine (makine), media (ortam, çevre) ve management (yönetim) olarak sıralanmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği literatüründe yaygın olarak bu kazaların %88’i tehlikeli hareket, %10’u tehlikeli durum ve %2’si ise sebebi kaçınılmaz ve bilinmeyen nedenler olarak belirtilmektedir. Ancak iş kazalarının %50’sinin kolaylıkla ve %48’inin ise sistemli çalışmak suretiyle yani genel olarak iş kazaların %98’inin; gerekli tedbirler alındığı takdirde meslek hastalıklarının da %100 önlenebileceği gerçeğinden hareketle her yıl iş kazalarının artıyor olması “iş güvenliği, iş kazası, tehlike, risk, tedbir, kader/cilik, kaza, ihmal, kaçınılmazlık, kötü talih, mesleğin/işin fıtratı ve iş cinayeti” gibi kavramların tanım ve içeriklerinin yeniden gözden geçirilip, değerlendirilmesinin elzem olduğunu göstermektedir. Sağlıklı olma ve sağlıklı çalışma hakkı en tabi insan hakkıdır. Ancak iş kazaları ve meslek hastalıklarıyla çalışanların bu hakkının adeta gasp edilerek elinden alındığı da bir gerçektir. Bir işyerinde ya da kurumda iş sağlığı ve güvenliği kültürü sadece o işyerine ya da kuruma ait değildir. Aynı zamanda işyerinin/kurumun içerisinde bulunduğu sektörün, kurulu olduğu bölgenin ve içerisinde bulunduğu toplumun kültürüne de bağlıdır. Çünkü iş sağlığı ve güvenliği kültürü, gözlemlenebilen davranış, dil ve sembollerle birlikte, gözlemlenemeyen tutum, varsayım, dünya görüşü ve inançlar gibi unsurları da içermektedir. İş güvenliğinde en zor konulardan biri de, çalışanlardaki yanlış inanç ve kanaatlerdir. Bu inançlar, açık olarak ifade edilmese de, çalışanların iş görme/tutma alışkanlıklarına yansımaktadır. Özellikle iş kazalarının kaçınılmaz olaylar olduğu, kaderde yazılmışsa hiçbirini önlemin iş kazasını engelleyemeyeceği, dolayısıyla kazalara karşı önlem alınmasına yönelik çabaların gereksiz olduğu gibi inançlar, çok sayıda insan/çalışan tarafından paylaşılmaktadır. Bu noktada, çalışanların sahip olduğu “tedbir, kader/cilik, kaza ve tevekkül” anlayışları/inançları, belirleyici olabilmektedir. Kader inancı konusunda, dinlerin, mezheplerin ve diğer inanç sistemlerinin farklı görüşleri olabildiği gibi, aynı grup içerisinde de farklı yaklaşımlar olabilmektedir. Bu görüş farklılıkları pek tabii olarak davranışlara yansımakta ve kazalara karşı önlem alma konusunda da farklı davranışların ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir. Çalışanların inançlarını gözetmeden inşa edilecek iş güvenliği kültürü ile çalışanların inançları arasında çatışmalar yaşanması muhtemeldir. Bu durum bazı disiplin uygulamaları ile baskı altında tutulsa bile, farklı inançlar çalışanlar arasında var olmaya devam edecek ve kritik anlarda/durumlarda davranışlara da yansıyacaktır. Bu minvalde zihnimizin gönyeleri, pergelleri, teleskopları ve mikroskopları olan kavramların iyi bir şekilde çözümlenmesi ve iyi bir kavram dizgesine sahip olmak gerekir. Amaç: Bu çalışmanın amacı geleneksel (toplumsal kanaatler), teolojik ve bilimsel zeminde öncelikle; iş güvenliği, tehlike, risk, iş kazası, tehlikeli hareketler/davranışlar, tehlikeli durumlar, risk değerlendirmesi, kader/cilik-kaza, tedbirsizlik, ihmal, kusur, kasıt, kaçınılmazlık, kötü talih, mesleğin/işin fıtratı ve iş cinayeti gibi kavramaların açıklığa kavuşturulmasıdır. Kapsam ve Yöntem: Bu çalışmada daha önce “iş sağlığı ve güvenliği kültürü” ile “iş kazası-kader/cilik” temalı yapılmış olan çalışmalar incelenmiştir. Ayrıca iş kazalarının/cinayetlerinin azaltılmasına yönelik yanlış algılanılan, inanılan ve/ya bilin/il/en geleneksel ve teolojik yaklaşımların olması gereken bilimsel zemine oturtulmasına çalışılmıştır. Yine çalışmada, ne olduğu pek bilinmeden en çok örselenen kader inancı teolojik açıdan irdelenmiş ve bu inancı tamamlayıcı kılan tedbir, takdir, tevekkül gibi tamamlayıcı kavramlarla olan ilişkisi tanımlanmıştır. Ayrıca kader inancı konusundaki farklı görüş ve inançların kazalara karşı önlem alınması konusunda ne tür davranışlar geliştirilmesini önerdiği hususlara da yer verilmiştir. Bu sayede çalışanların inançlarını da dikkate alarak iş sağlığı ve güvenliği kültürü oluşturulmasına katkıda bulunulmuştur. Bulgular: Yapılan incelemelerle birlikte kavramsal tanım/lama/lar yapıldıktan sonra iş kazalarının gerçekten %100 önlenmesinin mümkün olup olmadığı üzerinde durulmuştur. Sonuç: İş sağlığı ve güvenliği çalışmalarında öncelikle tehlikeden kaçınmak, tehlikeden kaçınılamıyorsa riski azaltmak, risk azaltılamıyorsa toplu koru/n/ma tedbirleri almak ve en son kişisel koruyucu donanımları kullanmak sistematiğine uyulması gerekmektedir. Ölümlerin tedbir ve kusur unsurları gözardı edilmek suretiyle sadece kader/cilik ya da kaza olarak zikredilmesi; ihmal, denetimsizlik, taşeronlaşma ve daha fazla kâr elde etme hırsının ve tarafı olduğumuz bazı iş sağlığı ve güvenliği mevzuatlarında imza koymadığımız maddelerle birleşmesinde “iş cinayetlerine” dönüşmektedir. İSG bir maliyet unsuru olarak değil, işyerinde verimliliği artıracak ve güvenliği sağlayacak tedbirler olarak görülmeli ve gösterilmelidir. İş sağlığı ve güvenliği alanında olması/yapılması gerekenlerden ödün vermek, her açıdan ülke ekonomisine, çok önemli miktarda olumsuz etki eden, fakat bu olumsuz etkisini sinsice gösteren bir konudur. Bu çalışmada İSG kültürünü felç eden toplumsal kanaatler irdelenmiş ve çalışanların sahip olduğu “tedbir, kader/cilik, kaza ve tevekkül” anlayışlarının/inançlarının kazaları azaltmadaki rollerine değinilerek, gerekli önerilerde bulunulmuştur.

Anahtar Kelimeler: İSG Kültürü, İş Kazası, Tedbir, Kader/cilik, Tevekkül



 


Keywords: