BİLDİRİ DETAY

Salih DURSUN, Serpil AYTAÇ
BİR ÇALIŞAN SAĞLIĞI PROBLEMİ OLARAK ÇALIŞMA YAŞAMINDA KADINA YÖNELİK ŞİDDET
 
Giriş: Kadına yönelik şiddet olgusu günümüzün önemli toplumsal problemlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Günümüzde kadınlar toplumsal yaşamın farklı alanlarında şiddete maruz kalabilmektedir. Bu anlamda kadına yönelik şiddetin yoğun olarak gözlemlendiği alanlardan biri de çalışma hayatıdır. İşyerinde şiddet, çalışanın işiyle ilgili durumlarda, açık veya üstü örtülü (gizli) şekilde, suiistimali, tehdit edilmesi veya saldırıya uğraması gibi sağlık ve güvenliğini tehdit eden her türlü eylemdir (Wynne vd., 1997’den aktaran, Di Martino, 2002: 5). Bu anlamda işyerinde şiddetin farklı boyutları söz konusu olmaktadır. Fiziksel şiddet, duygusal şiddet, sözel şiddet, taciz, suiistimal, takipçilik işyeri şiddetinin farklı görünümlerini oluşturmaktadır. Şiddete uğrama riski her sektör için olmasına rağmen mevcut veriler sağlık, eğitim ve hizmet sektörlerde işyeri şiddetinin yaygın olduğunu göstermektedir. (Ayrancı vd., 200; Annagür, 2010; Aytaç vd., 2011, Dursun, 2012). Diğer taraftan işyeri şiddetine maruz kalanların cinsiyetlerine bakıldığında şiddet türüne göre değişmekle beraber kadınların erkeklere oranla daha fazla oranda şiddet mağduru olduğu dikkati çekmektedir. Ayrıca şiddet gibi istenmeyen durumların çalışanların işleri ve kurumlarıyla ilgili tutum ve davranışları üzerinde olumsuz etkileri olmaktadır. Yapılan araştırmalar, işyerinde şiddete maruz kalmanın çalışanların, stres, depresyon, kaygı düzeylerini arttırdığı (Dursun ve Aytaç, 2011; Aytaç vd., 2011), aile problemleri, düşük kendine güven, özel yaşamda izolasyon, alkol problemleri, işine konsantre olamama (Kaukiainen vd, 2001), korku (Schat ve Kelloway, 2003) gibi psikolojik problemlere neden olduğunu göstermektedir. Diğer taraftan şiddetin ortaya çıkardığı bu psikolojik veya ruhsal rahatsızlıkların yanı sıra, baş, bel ve mide ağrıları, uykusuzluk, kalp rahatsızlıkları, yeme problemleri, panik atak, yorgunluk gibi birçok fiziksel rahatsızlıklara da neden olduğu görülmektedir (Kaukiainen vd, 2001). Ayrıca yapılan araştırmalar, işyerinde şiddete maruz kalmanın, çalışanların işlerinden sağladıkları tatmin düzeyinin düşmesine, kurumdan ayrılma niyetlerinin artmasına (Hershcovis ve Barling, 2009) ve iş kazalarına (Hintikka ve Saarela, 2010) neden olabilmektedir. Amaç: Bu çalışmanın amacı, kadın çalışanların sağlık sektöründe maruz kaldıkları şiddet davranışlarının fiziksel, sözel ve cinsel taciz boyutlarını ortaya koymaktır. Çalışmanın bir diğer amacı ise, işyeri şiddetinin kadın çalışanların tükenmişlik düzeyleri üzerine etkilerini incelemektir. Kapsam: Araştırmanın örneklemini bir kamu hastanesinde farklı görevlerde (doktor, hemşire, hasta bakıcı, sekreter vb.) çalışan toplam 116 kadın çalışan oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında yer alan kamu hastanesinde çalışanlara hazırlanan anket formu kapalı zarflar halinde dağıtılmış ve aynı gün geri toplanmıştır. Sınırlıklar: Hazırlanan anket formunda çalışanlara maruz kaldıkları farklı şiddet türleri ile ilgili sorular sorulmakla beraber mevcut veriler raporlanan veya bildirilen olaylarla sınırlıdır. Şiddet konusunda çalışanların bilinç düzeyinin yetersiz olabilmesi, ayrıca işten atılma, ceza veya ayıplanma korkusu gibi nedenlerle bazı olayların gizlenmesi veya bildirilmemesi bu araştırmanın en önemli kısıtını oluşturmaktadır. Ayrıca araştırma tek bir kamu hastanesinde gerçekleştirildiğinden elde edilen verilerin diğer kamu ve özel hastanelere genelleştirilememesi araştırmanın bir diğer sınırlılığını oluşturmaktadır. Yöntem: Çalışmada veri toplama tekniği olarak anket kullanılmıştır. Hazırlanan anket formu üç kısımdan oluşmaktadır. Anketin birinci kısmında katılımcıların demografik özelliklerine ait (yaş, eğitim, çalışma yılı, çalışma biçimi vb.) sorular yer almaktadır. Anketin ikinci bölümü maruz kalınan işyeri şiddetini ölçmeye yönelik sorulardan oluşmaktadır. Anketin bu kısmındaki sorular Aytaç vd. (2009) tarafından Türkçeye çevrilerek revize edilen, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Dünya Sağlık Teşkilatı’nın (WHO) İşyeri Şiddeti (Workplace Violence) Anketinden elde edilmiştir. Ayrıca çalışmada, çalışanların tükenmişlik düzeyini ölçmek için, Maslach ve Jackson (1986) tarafından geliştirilen ve Ergin (1992) tarafından Türkiye’de geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış olan Maslach Tükenmişlik Envanteri kullanılmıştır. Araştırmaya toplam (N=116) birey katılım gerçekleştirmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 16 istatistik programı ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde betimleyici istatistikler, güvenilirlik analizi ve t-testi analizi kullanılmıştır. Bulgular: Elde edilen bulgulara göre, çalışan kadınların %23,3’ü fiziksel şiddete, %57,8’i sözel şiddete ve %7,8’i cinsel tacize maruz kaldıklarını ifade etmiştir. Ayrıca şiddete maruz kalan kadınların, duygusal tükenme ve duyarsızlaşma düzeyi, şiddet olaylarına maruz kalmayan çalışanlara göre anlamlı bir şekilde daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Tükenmişliğin bir diğer boyutu kişisel başarıda düşme hissi ile şiddete maruziyet arasında anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir (p>0,05). Sonuç: Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, çalışma hayatında kadına yönelik şiddet oldukça yaygın bir sorundur. Buna göre, kadın çalışanların %60,3’ü son bir yıl içinde işyerinde fiziksel, sözel veya cinsel taciz türlerinden en az birine maruz kalmıştır. Diğer taraftan önemli bir oranda katılımcı (%69,6) şiddete tanıklık ettiğini söylemiştir. Ayrıca şiddete uğrama kadın çalışanların tükenmişlik düzeylerinin yükselmesine neden olmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Şiddet, İşyerinde Şiddet, Kadın Çalışan, Tükenmişlik



 


Keywords: